Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma Davası Nasıl Açılır?; Boşanma davasının ne olduğunu anlayabilmek için boşanma davasının hukuki tanımına bakmak gerekir. Evlilik birliğinin kesin suretle sona erdirilmesi amacıyla açılan davalara, boşanma davaları denir. Boşanma, Medeni Kanun’un 161 ve 166 maddeleri arasında düzenlenmiştir. 

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davalarının hukuki sonuçlarını aşağıdaki şekilde inceleyebiliriz: 

  • Boşanma davaları, yenilik doğuran (inşai) davalardır. Bu özelliği sebebiyle boşanma kararı kesinleştikten sonra evlilik kesin bir biçimde sona erer. 
  • Boşanma davalarında ortak hayatı hukuken sona erdirmek isteyen iki taraf vardır. Bu sebeple, yalnızca eşler birbirine karşı boşanma davası açma hakkına sahiptir. Boşanma davasında davacı ve davalı sıfatına sahip iki taraf bulunur. Fakat boşanma davalarının niteliği gereği, bu ayrım önemsizdir. Çünkü özel ve genel boşanma sebepleri incelendiğinde taraf sıfatlarının dava esnasında getirilen olgulara göre şekillendiği görülecektir. Ayrıca Medeni Kanun’un 184. maddesine göre, hakim getirilen bütün kanıtları serbestçe değerlendirir. 
  • Boşanma davası açma hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kapsamındadır. Bu niteliği gereği, kural olarak, dava açma hakkı ölüm neticesinde mirasçılara geçmez. Eşlerden birinin ölümü neticesinde de derdest boşanma davası kendiliğinden sona erer.
  • Boşanma davaları; hukuki sonuçları yanında ekonomik, mali ve kişiler üzerinde sonuçlar doğurur.
  • 2 tür boşanma davası söz konusudur; anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma. İki tarafın da boşanma ile ilgili anlaşması ve boşanmanın tüm hukuki sonuçlarını kabul etmesine, anlaşmalı boşanma denir. Boşanmayı istemeyen bir eşin olması veya boşanmanın hukuki sonuçları sayılan velayet, tazminat, nafaka gibi hususlarda tarafların anlaşamaması gibi bir durum varsa buna çekişmeli boşanma denir. 

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davasının nasıl açılacağı hususunda Medeni Kanun ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri incelenmelidir.

Medeni Kanun’a göre bir boşanma davası açmak için Kanun’da sayılan boşanma sebeplerinden en az birinin varlığı gerekir. Daha sonra boşanma davasının türü belirlenmelidir. Davanın çekişmeli boşanma veya anlaşmalı boşanma olarak açılması gerekir. Hazırlanacak dava dilekçesine çekişmeli ise, boşanma sebepleri ve talepler; anlaşmalı ise boşanma protokolü yazılmalıdır. Boşanma dilekçesi, taraflarca veya bir vekil aracılığıyla hazırlanabilir. Medeni Kanun’un 168. maddesi uyarınca, boşanma davalarında yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri veya son 6 ay içinde beraber oturdukları yer aile mahkemesidir.

Anlaşmalı boşanma davalarında ise, tarafların ortak kararı ile ilgili dava herhangi bir görevli mahkemede açılabilir. Dava dilekçesi, bu yerlerden birine harç ve masraflar ödenip teslim edilir. Taraflara tensip zaptı teslim edilir. 15 günlük süre içinde davalının cevap dilekçesini mahkemeye tebliğ etmesi gerekir. Ayrıca davacının dilekçesinde eksiklikler olması halinde bunların tamamlanması gerekir. Daha sonra dosya ilgili mahkemeye atanır ve boşanma davası açılmış sayılır. Davanın öncelikle ön inceleme duruşması yapılır. Tarafların ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazları incelenir. Bu aşamaya tarafların katılması önerilir. 

Boşanma Davası Masrafları

Boşanma davası masrafları, davanın türüne ve avukat aracılığıyla boşanmanın gerçekleşmesi durumlarına göre değişiklik arz eder. Dava açma masrafları kural olarak davacı tarafından ödenir; dava sonucu aleyhine hüküm verilen taraftan tazmin edilir. HMK madde 323’de yargılama giderlerinin kapsamı sayılmıştır;

  • Başvurma, karar ve ilam harçları,
  • Tebliğ ve posta giderleri,
  • Dosya ve sair evrak giderleri,
  • Geçici hukuki koruma tedbirleri giderleri, 
  • İhbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler,
  • Keşif masrafları,
  • Tanık ile bilirkişiye ödenen ücretler,
  • Resmî dairelerden alınan belgeler için verilecek harç, vergi, ücretler,
  • Tarafların gündelik, yol ve konaklama giderleri,
  • Vekille takip edilen davalarda kanun ile takdir edilen vekâlet ücreti,
  • Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.

Boşanma Davası Avukatlık Ücreti 

Boşanma davalarında avukatlık ücretinin ne kadar olduğu sorusuyla sıklıkla karşılaşmaktayız. Avukatlık Kanunu gereğince; avukatlık hizmeti, vekalet ücretine tabidir. Boşanma davaları tür, özellik, konu, süre bakımından farklı avukatlık ücretlerine tabi olabilmektedir. Her yıl yayımlanan Asgari Ücret Tarifesine göre 2023-2024 yılı boşanma davaları için öngörülen avukatlık ücreti, KDV hariç 17,900 TL’den az olmamaktadır. Buna bağlı olarak, her avukat bağlı olduğu merkez baronun da belirlediği asgari ücret tarifesine uymalıdır. 

Örneğin, İzmir Barosuna bağlı olan bir avukat boşanma davaları için; anlaşmalı boşanma ise 28.130,00 TL çekişmeli ise 36.364,00 TL tutarına yakın bir ücret belirlemelidir. Bu ücretler, barolar tarafından belirlenen tavsiye niteliğinde ücretlerdir, Resmi Gazetede yayımlanan zorunlu asgari ücret tarifesinden farklıdır. Avukatların bağlı oldukları baronun tavsiye ettiği ücretlere yakın bir ücret belirlemek, haksız rekabetin önlenmesini sağlar.

Avukatlık ücreti haricinde, 2023 yılı için boşanma davası açarken toplam harç ve gider avansı 1000-1500 TL arasında değişmektedir.

Boşanma davaları için öngörülen bu ücretler davanın nispi özelliklerine göre değişiklik arz eder.

İlginizi Çekebilir; İzmir Boşanma Avukatı

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Boşanma sebepleri; özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri olarak 2 kısımda incelenir;

Medeni Kanun kapsamında özel boşanma sebepleri şunlardır; 

  • Zina; zina kavramı, evlilik birliği içinde olduğu eş haricindeki başka biriyle cinsel ilişkide bulunması anlamına gelmektedir. TMK 161’e göre, zina eden eşe karşı diğer eş boşanma davası açabilir. Dava hakkı bulunan eş, zinayı öğrendiği tarihten itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl içinde boşanma davasını açmalıdır. Zina eden eşi affetmesi durumunda dava hakkı yoktur. Zina eden eşin, kusuru sabit olmalıdır. Aynı cinsten kişi ile cinsel birliktelik zina kapsamında değil, haysiyetsiz hayat sürdürme veya evlilik birliğinin sarsılması boşanma sebebi olarak öngörülmüştür. Eşlerin herhangi bir sebeple ayrı yaşamaları durumunda da zina söz konusudur. Zina eden eşin ayırtım gücüne sahip olması gereklidir. Çünkü zinada kusur şartı aranır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05.11.2008 tarihli kararında, davacı, zina nedeniyle boşanma talep ettiği halde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmesi usule aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma sebebi sayılmamış yanlışlığa işaret ile yetinilmiştir.

  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış; eşler, diğeri tarafından sayılan davranışlardan birinin gerçekleşmesi durumunda boşanma davası açabilir. Dava hakkı bulunan eş, zinayı öğrendiği tarihten itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl içinde boşanma davasını açmalıdır. Zina eden eşi affetmesi durumunda dava hakkı yoktur. Hayata kast, eşin öldürme niyetinde olması veya intihara teşvik etmesi olarak tanımlanabilir. Pek kötü davranış, eşin vücut bütünlüğünün ihlali ve her türlü ağır saldırı olabilir. Pek kötü davranışın sürekli olması gerekmez. Örneğin, dövme eyleminin tek sefer yapılmış olması, pek kötü davranış olduğu gerçeğini değiştirmez. Onur kırıcı davranış, kişilik haklarına yönelik her türlü eylemdir. Örneğin, toplum içinde hakaret edilmesi gibi fiiller onur kırıcı davranış kapsamındadır.
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürdürme; TMK 163 gereği, eşin suç işlemesi veya haysiyetsiz hayat sürdürmesi sebebiyle diğer eş, her zaman boşanma davası açabilir. Suç işleyen eşin ceza yargılamasının olup olmaması önemli değildir. Aile hakimi, delilleri serbestçe değerlendirir. Evlilik birliğini diğer eş açısından çekilmez hale getiren haysiyetsiz yaşam sürmek de boşanma sebebidir. Haysiyetsiz hayat süren eşin kusurlu olması gerekir.
  • Terk; TMK 164’e göre, eşlerden birinin haklı bir sebep olmaksızın evlilik birliği yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konuttan ayrılmasıdır. Terk fiilinin en az 6 ay sürmüş ve mahkeme veya noter tarafından ihtar verildiği halde devam etmesi durumunda, boşanma davası açılabilir. Boşanma davası açabilmek için bu ihtarın üzerinden en az 2 ay geçmelidir.

Terk sebebine dayalı boşanma davalarında, diğer boşanma sebeplerinin ileri sürülmesi mümkün değildir.

  • Akıl hastalığı; TMK 165’e göre, akıl hastalığı bulunan eşin resmi sağlık kurulu raporu ile hastalığın geçmesinin olanaksız olduğu tespit edilirse, diğer eş boşanma davası açabilir. Bu boşanma sebebinde kusur aranmaz. Alkol, uyuşturucu gibi maddeler kullanma sonucu kişide ağır kişilik bozuklukları meydana gelmesi de akıl hastalığı çerçevesinde değerlendirilir.

Medeni Kanun kapsamında genel boşanma sebepleri şunlardır;

  • Evlilik birliğinin sarsılması; TMK 166 gereğince, evlilik birliğinin ortak hayatı çekilmez hale getirmesi durumunda, boşanma davası açılabilir. Ortak hayatın çekilmez hale geldiğinin tespiti, aile hakimi tarafından yapılır. Kusur bakımından davacı eşin davalı eşten daha ağır kusurlu olmaması şartı aranmaktadır.
  • Eşlerin anlaşması; TMK 166/3 gereğince, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şarttır. Bu süre hakim tarafından resen dikkate alınır. Hakim, anlaşmalı boşanmada taraflar ve çocukların menfaatini korumalıdır. Gerekli gördüğü hallerde bu anlaşmada değişiklikler yapabilir. 
  • Ortak hayatın yeniden kurulamaması; Boşanma davasının reddinden sonra 3 yıl içinde taraflar tekrardan evlilik birliğini sürdürmezse, taraflardan birinin talebiyle hakim, boşanma kararı alır. 3 yıllık süre, ret hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. 

Çekişmeli Boşanma Nedir?

Çekişmeli boşanma, anlaşmalı boşanma davaları dışında kalan ve genel veya özel boşanma sebeplerine dayalı davalardır. Taraflar, boşanmanın velayet, tazminat, nafaka, mal tasfiyesi gibi hukuki ve mali sonuçlarında anlaşamıyorsa çekişmeli boşanmadan söz edilir. 

Çekişmeli boşanmalar, Medeni Kanun kapsamındaki özel ve genel boşanma sebeplerinden biri veya birkaçı hakkında olmalıdır.

Çekişmeli boşanma davalarında özel boşanma sebepleri şunlardır;

  • Zina
  • Hayata kast edilmesi, çok kötü veya onur kırıcı davranış
  • Suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürdürme
  • Terk
  • Akıl hastalığı 

Çekişmeli boşanma davalarında genel boşanma sebepleri şunlardır;

  • Evlilik birliğinin sarsılması

Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? 

Çekişmeli boşanma davası açmak için yazılı bir dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Dilekçenin hazırlanması HMK’nin 119. maddesine uygun suretle yapılmalıdır. Dilekçe, tevzi bürosuna teslim edilmelidir. Boşanma dilekçesini inceleyecek görevli mahkeme, aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi de aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakmaktadır. TMK 168’e göre yetkili mahkeme, eşlerin davadan önce son 6 ay içinde birlikte oturduğu yer veya davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Maktu harç ve gider avansı ilgili mahkemeye yatırıldıktan sonra boşanma dava dilekçesi tevzi edilir. Tevzi işleminin gerçekleşmesiyle esas kayıt numarası alınır ve dava dilekçesinin kaydedilmesi ile boşanma davası açılmış sayılır. 

Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Bir çekişmeli boşanma davası, davanın niteliklerine göre uzayabilir veya kısalabilir. Çekişmeli bir boşanma davası ilk dereceli mahkemede 1-2 yıl aralığında sürebilmektedir. Kanun yollarına başvuru süreleri de dikkate alındığında davanın 1 sene kadar daha uzaması söz konusudur. 

Boşanma davasında öncelikle ön inceleme duruşması yapılır. Burada tarafların dilekçeleri incelenir ve uyuşmazlığın tespiti yapılır. Hakim, tarafları sulh olmaya teşvik edebilir. Hakim, takdir ettiği durumlarda uzman görüşünden de yararlanabilir. Boşanma davaları taraflarca getirilme ilkesine tabi olsa da kanuni delil sistemi yerine, kısmen de olsa kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır. Bunun sebebi, Medeni Kanun 184. maddesinde yazılı olan ve boşanma davaları bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na kısıtlama getiren kurallardır. Buna göre hakim, getirilen delilleri serbestçe ve vicdani kanaatine göre değerlendirme hakkına sahiptir. Ön inceleme duruşmasından sonra tahkikat aşamasına geçilir. Tahkikat, esas inceleme duruşmasıdır. Getirilen tüm deliller, tanık beyanları, bilirkişi raporları incelenir. Sözlü yargılama ve hüküm aşamalarından sonra gerekçeli karar taraflara tebliğ edilir. Olağan kanun yolları da tüketildikten sonra boşanma kesinleşir. 

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Anlaşmalı boşanma, genel boşanma sebepleri arasında, evlilik birliğinin sarsılması başlığı altında sayılmıştır. Medeni Kanun’un 166/3 maddesine göre, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şarttır. Eşlerin birlikte veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi suretiyle başvuru yapılabilir. Hakimin takdir yetkisi oldukça geniştir. Tarafları bizzat dinleyerek kanaatine göre karar vermelidir. Hakim, tarafların boşanmanın hukuki ve mali sonuçları hakkındaki düzenlemesini inceler. Gerekli gördüğü hallerde bu anlaşmada değişiklikler yapabilir. Tarafların değişiklikleri kabulü ile boşanma kararı verilir. Anlaşmalı boşanma metninin düzenlenmesinde tarafların ikrarı, hakimi bağlar. Anlaşmalı olarak hazırlanan protokol metni, sözlü olarak da hakimin huzurunda beyan edilebilir. 

Anlaşmalı boşanma davaları hızlı sonuç doğurur. Çoğu dava tek celsede sonuçlanmaktadır. Eşlerin kusur şartı aranmamakla birlikte, ortak hayatın çekilmez hale geldiği hususunda anlaşmaları ile boşanma kararı verilir. Taraflardan birinin anlaşmalı boşanmayı istememesi sonucu dava çekişmeli olarak görülecektir.

Bazı durumlarda anlaşmalı olan dava çekişmeli davaya dönüşebilmektedir. Anlaşmalı boşanmanın şartları gerçekleşmez ise dava kendiliğinden çekişmeli boşanmaya dönüşür. Davanın türünün değişmesi sonucu, tarafların ispat ve delilleri toplaması yeniden gündeme gelecektir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma davası açmak için tarafların her ikisinin talebi veya bir tarafın dava açmasıyla diğer eşin davayı kabulü gerekmektedir. Eşlerin davayı birlikte açması durumunda, tek bir dilekçe ve tek harç yatırarak dava açılabilmektedir. Ayrıca evlilik birliğinin en az 1 yıl sürmüş olması şartı da aranmaktadır.

Anlaşmalı boşanma davası açmak için;

  • Anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlanmalıdır.
  • Dava harç ve gider avansının yatırılması gereklidir.
  • Anlaşmalı boşanma protokolü metni hazırlanabilir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde dikkat edilmesi gereken hususlar;

  • Protokol metni yazılı veya mahkeme huzurunda sözlü beyanla yapılabilir.
  • Tarafların boşanma beyanları ve irade açıklamaları yazılmalıdır.
  • Boşanmanın mali sonuçları olan maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası hususları ayrıntılı bir şekilde yazılmalıdır.
  • Müşterek çocukla ilgili velayet durumu ve iştirak nafaka hususları yazılmalıdır.
  • Mal rejimi tasfiyesi yazılabilir fakat zorunlu hususlardan değildir. 
  • Protokolün her zaman sunulması mümkündür.
  • Protokolün hakim onayından geçmesi gerekir. 

Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davaları, tarafların uzlaşma suretiyle açmış oldukları davalar olduğu için kısa süren davalardır. Çoğu dava tek celsede sonuçlanmaktadır. Duruşma gününde tarafların protokol metninde bir eksiklik yoksa ve hakim onayından geçerse o duruşmada boşanma gerçekleşebilir. Eşlerin davaya katılması da boşanmanın hızlı bir şekilde sonuçlanmasını sağlar. Anlaşmalı boşanma davaları genel olarak 2-3 ay sürmektedir. 

Peki, hakimin onay vermediği bir anlaşma protokolü söz konusu olursa dava uzar mı? Anlaşmalı protokol metni tarafların iradesinin bir sonucudur. Fakat, TMK 166/3 gereğince bu düzenlemeyi hakimin uygun bulması şarttır. Bazı durumlarda hakim metinde eksiklikler varsa bunların tamamlanması için taraflara süre verebilmektedir. Böyle durumların varlığı halinde dava uzar. Bazı hallerde ise, hakimin metinde yaptığı değişiklikleri taraflar onaylamayabilir. Böyle durumlarda bu dava kendiliğinden çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir ve boşanmanın uzaması söz konusudur. Bu tarz durumların yaşanmaması için tarafların protokol metinlerini dikkatli bir şekilde hazırlaması gerekmektedir.

Hukuk Genel Kurulu 18.04.2019 tarihli bir kararında, tarafların protokol sunarak anlaşmalı boşanma talebini mahkemeye bildirdikleri, her iki tarafın imzaladıkları protokolde ilgili düzenlemelerin yer aldığı anlaşılmaktadır. Ancak, aynı tarihli duruşmada; velayeti anneye verilen ortak çocuk ile baba arasındaki kişisel ilişki düzenlemesinin mahkemece uygun bulunmadığı, kamu düzenine aykırı olduğu hususları zapta geçirilmiş ve hâkimin uyarısı üzerine, tarafların ortak çocukla baba arasındaki kişisel ilişkinin mahkemece resen düzenlemesini talep ettikleri görülmüştür.

Mahkemece ilgili konuda taraflara bir öneride bulunulmadan, kendiliğinden bir kişisel ilişki düzenlemesi tesis edilmiş, ancak bu düzenleme hakkında tarafların onayını almadan anlaşmalı boşanma hükmü kurulmuştur. Hâkim, anlaşmada gerekli gördüğü değişikliği yapabilir ise de bu durumda yapılması gereken, taraflara bir öneride bulunmak, öneri kabul edildiği takdirde buna göre karar vermek, kabul edilmediği ve taraflarca anlaşmaya varılarak yapılmadığı taktirde, davanın Türk Medeni Kanunu 166/1. maddesi uyarınca çekişmeli boşanma davası olarak sürdürülüp sonucu uyarınca karar vermekten ibarettir. Tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkındaki düzenlemelerden birinde dahi anlaşmaya varmamış olmaları, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanma kararı vermeye engeldir.

Boşanma Dilekçesi Örneği

Boşanma davası açmak isteyen kişilerin dava dilekçesi ile görevli Aile Mahkemesine başvuru yapması gerekmektedir. Aşağıda boşanma davası için hazırladığımız dava dilekçesi bulunmaktadır. Bu dava dilekçesini kendi özel durumunuza uygun olarak düzenleyerek boşanma davası açabilirsiniz.

İZMİR NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI               :  Ad- SOYAD (T.C. Kimlik No: ____________) (Adres) 

VEKİL                   :  Ad- SOYAD 

DAVALI                :  Ad- SOYAD (T.C. Kimlik No: _____________) (Adres) 

KONU         : Zina sebebiyle boşanma ve ortak çocukların velayetinin müvekkil davacıya verilmesi talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

1-) Müvekkil davacı, davalı ile ../../.. tarihinde evlenmiştir. Bu evlilikten (ad-soyad) adında çocukları bulunmaktadır.

2-) Müvekkil davacı turist rehberi olması sebebiyle sık sık iş seyahatlerine çıkmaktadır. İş seyahatlerine çıkmadan önce ev düzenini sağlamakta, çocukların her türlü ihtiyaçlarını gidermektedir. İş seyahati sırasında sıklıkla çocukları ve davalı eş ile iletişime geçmektedir. (EK 1 : İş seyahati belgeleri) (EK 2 : Whatsapp yazışmaları ve görüntülü aramalar) 

3-) Davalı, davacı müvekkilin yurtdışı seyahatinde olduğunu fırsat bilerek, ortak çocukları davacının ailesinin yanına bırakarak ortak konuta birçok kez kadın çağırmış, günlerce kadınlarla aynı evde bulunmuş ve zina etmiştir. Bu durum, bina kapıcısı (ad- soyad) tarafından da doğrulanmıştır.

4-) Ayrıca davalı, davacı müvekkilime dava açmaması karşılığında para vereceğini söylemiştir. Fakat davacı müvekkil, bu para teklifini kabul etmemiştir. Davalıya para teklifini reddettiğini bildirdiği sırada davalı, davacı müvekkile tehdit ve hakaretler savurmuştur.

5-) Davalının zina sebebiyle evlilik birliğini temelinden sarsan bu fiili sebebiyle boşanma davası açma zorunluluğu doğmuştur.

CEVAP SÜRESİ                  : 2 haftadır

HUKUKİ SEBEPLER         : TMK ve ilgili hükümler

DELİLLER                   : Whatsapp mesajları ve aramaları, tanık beyanları, iş seyahati belgeleri ve her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda arz edilen taleplerle tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin davacı müvekkile verilmesine, çocuk için yıllık ÜFE oranına göre artacak iştirak nafakasına hükmedilmesine, davacı müvekkil için boşanma davası süresince tedbir nafakasının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz. (Tarih)

DAVACI VEKİLİ

Avukat Merve TOPBAŞOĞLU KOLMAN

Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Boşanma sonucu çocuğun velayetinin kime verileceği hususu soru işareti yaratmaktadır. Medeni Kanun’un 336. maddesine göre, evlilik birliği devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse velayet eşlerden birine verilir. Boşanmada velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Uygulamada çocuğun velayetinin kime verileceği hususunda hakimin geniş bir takdir yetkisi olduğu görülmektedir. Hakim, takdir yetkisini kullanırken somut olayın özelliklerini ve çocuğun menfaatini gözetmelidir.

Velayet hususu incelenirken, tarafların mali durumları veya kusur oranlarından ziyade; çocuğun yetiştirilmesinde ve bakımında en iyi sorumluluğu alacak tarafın kim olduğu önem taşımaktadır.

Somut olayda, ağır kusurlu babaya çocuğun velayetinin verildiği, davacı annenin az kusurlu olmasının çocuğun velayeti hususunda yeterince önem taşımadığı, davalı babanın çocuğun eğitim- öğretim masraflarını en iyi şekilde karşılayacak durumda olduğu görülmektedir. 

Başka bir olayda, davacının az kusurlu olduğu ve mali durumunun iyi olmadığı, fakat çocuğun eğitim- öğretim ihtiyaçlarını karşılamakta diğer tarafa nazaran daha istekli olduğu görülmektedir. Velayet düzenlemesi yapılırken, çocuğun üstün yararı gözetilmelidir.

Çocuğun yaşı da velayetin belirlenmesinde büyük önem arz eder. Hakim, gerekli gördüğü durumlarda bir pedagog yardımından faydalanabilir. Pedagog, çocukla yaptığı görüşmeler sonucunda bir sosyal inceleme raporu hazırlar ve mahkemeye sunar. Çocuğun yaşı, boşanmayı idrak edebilecek düzeyde ise, müşterek çocuk dinlenerek de velayet ile ilgili hüküm kurulması sağlanabilir. Birden çok çocuk olması durumunda, her çocuğun velayetinin farklı tarafa verilmesi durumu söz konusu olabilmektedir. Fakat, zorunlu olmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması gerektiği, öğretide hakim olan görüştür. 

Boşanmadan Sonra Soyadı Değişikliği 

Boşanmadan sonra kadının soyadında değişiklikler yaşanır. Medeni Kanun 173. maddesine göre, boşanan bir kadın evlenmeden önceki soyadını geri alabilecektir. Bu hüküm, kadına seçme hakkı vermektedir; bekarlık soyadını yeniden alabilir veya kocasının soyadını taşımaya devam edebilir. Eğer kocanın soyadını kullanmakta menfaati bulunuyorsa ve soyadını kullanırken kocaya herhangi bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istem üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Kocanın onayı halinde hakimin bu talebi onaylamama gibi bir hakkı bulunmamaktadır. Koca, durumun değişmesi halinde iznin kaldırılmasını talep edebilir. 

Evlilik birliği sona erdikten sonra kadına böyle bir imkan tanıyan bu hükmün amacı; kadının evlenme ile yarattığı sosyal statüsünü korumaktır. Uygulamada birçok kadının soyadı değişikliğine gitmemesinin sebebi, çocuklarından farklı bir soyadı taşımalarının çocuğu olumsuz yönde etkileyeceğini düşünmeleridir. 

Boşanma kararının kesinleşmesi ile boşanan kadınının kocasının soyadını taşıma hakkı kendiliğinden ortadan kalkar. Soyadının değişmemesi, boşanmadan sonra açılacak ayrı bir dava ile talep edilebilir. TMK 178 gereğince, boşanma sebebiyle doğan dava hakları, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Soyadı değişikliğini ayrı bir dava ile talep edecek olan kadın, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde bu davayı açmalıdır. Bu davada ispat yükü davacı kadındadır. Davacı kadın, kocanın soyadını taşımanın kocaya herhangi bir zarar vermeyeceğini ispatlamak zorundadır. 

Yargıtay 2. HD. 27/12./06 ”…. Davacı kadın boşanma davası dilekçesinde kocasının soyadını kullanmaya devam etmesini de talep etmiştir fakat bu talep, boşanma davasının feri niteliğinde değildir. Boşanma davasından ayrı bir dava ile delillerin ileri sürülmesi gerekirken yazılı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır…” 

Yorum yapın