İzmir Miras Avukatı

İzmir miras Avukatı

Miras avukatı, miras hukukundan doğan tüm dava, çekişmesiz yargı işleri, noterliklerde yürütülen iş ve işlemler, vergi dairesi ve tapuda yürütülen iş ve işlemlerle mirasın intikal ettirilmesi hakkında hukuki hizmet veren avukattır.

Her ne kadar hukuk sistemimizde avukatların uzman ünvanı almasa da miras hukuku alanında yaptığı çalışmalarıyla bu alanda uzmanlaşan, miras davaları ve miras hukukuna ilişkin avukatlık hizmeti veren avukatlar uygulamada miras avukatı olarak adlandırılmaktadırlar.

Hukuk sistemimizde her ne kadar İzmir miras avukatı gibi bir nitelendirme olmasa da miras hukukunda uzmanlaşmış Kolman Hukuk Bürosu miras davalarında hukuki hizmet sunmaktadır.

Miras Hukuku, kişilerin ölümü veya hukuki açıdan ölümle eşdeğer tutulmuş durumların gerçekleşmesinin ardından miras konusu malların ve borçların yani terekenin kimler arasında nasıl, hangi sırayla paylaştırılacağını düzenleyen özel hukuk dalıdır. Bu hukuk alanının temeli mülkiyet hakkına dayanır. Anayasamız 35. maddesinde herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğundan bahsetmiş ve bu hakların yalnızca kanunla ve kamu yararına sınırlandırılabileceğini belirtmiştir.

Miras Hukuku hakkında özellikle bilinmesi gereken kavramlar kısaca şunlardır:

Mirasbırakan: Ölümü ile intikali mümkün olan özel hukuk ilişkileri mirasçılara geçen gerçek kişidir.

Mirasçı: Mirasbırakanın terekesinde hakları bulunan kimselerdir. 

Tereke: Ölen kimseden yani mirasbırakandan mirasçılara geçen hukuk ilişkileridir. Fakat ölen kimsenin tüm mal ve kişi varlığı hakları mirasçılara geçmez. Şahıs varlığı hakları kişiye sıkı sıkıya bağlıdır ve kişinin ölümüyle sona erer.

İzmir Miras Avukatı

İzmir miras avukatı, miras hukukundan doğan dava ve çekişmesiz yargı işlerine yoğunlaşarak bu alanda hukuki danışmanlık ve vekillik hizmeti veren kimselerdir. Esasen avukatlık mesleğinde, branşlara ayrılma ve belirli davalara belirli avukatların bakması gibi bir durum söz konusu değildir. Ruhsat sahibi, baroya kayıtlı tüm avukatlar vekaletnamesini sunarak her türlü davaya bakabilmektedir. Bir davayı alıp almamak istisnalar haricinde avukatın tercihine bağlıdır. Bu tercihe bağlı olarak kimi avukatlar belirli bir alanda gelişme gösterip tecrübe kazanarak o alandaki davalara yoğunluk verebilir. Bu şekilde belirli davalara yoğunluk vermiş avukatlar da toplumca o alanla özdeşleşerek birlikte anılırlar. “İzmir miras avukatı” kavramı da bu durumu ifade eden bir kavramdır.

Miras hukuku davalarında, yapılması gereken işlemleri yerine getirmek ve hukuki süreleri takip etmek davanın lehe sonuçlanması adına oldukça önemlidir. Bu konuda yaşanacak tecrübesizlik, bilgi eksikliği ve özensizlik gibi profesyonel olmayan durumlar davada sürelerin oldukça uzamasına ve hak kayıpları yaşanmasına, dolayısıyla müvekkillerin menfaatlerinin ağır bir biçimde zedelenmesine sebep olur. Bu sebeple miras davalarınızı güvenilir ve uzman bir avukata teslim etmek oldukça önemlidir.

Av. Merve Topbaşoğlu Kolman İzmir’de hukuki danışmanlık hizmeti alabileceğiniz tüm miras davalarınızla yakından ve titizlikle ilgilenebilecek miras avukatıdır. Aynı zamanda genel arabuluculuk yetkisi ve belgesine sahiptir. Sicile kayıtlı arabulucudur.  Vasiyetnamenin iptali davası, tapu iptal davası, miras sözleşmesinin iptali davası, taksim ve izale-i şuyu davası gibi daha birçok miras hukuku alanındaki davalarınızda hukuki danışmanlık, avukatlık ve arabuluculuk hizmeti alabilmenize olanak sağlar.

Miras Davası Türleri Nelerdir?

Asliye Hukuk mahkemelerinin görev alanına giren miras davaları, pratikte en fazla çeşide ayrılan, en sık rastlanan ve en uzun süren dava çeşitlerinden biridir. Bu geniş kapsamı nedeniyle davaya konu anlaşmazlığın nedenlerine bağlı olarak açılacak miras davasının türü değişir. 

Miras hukuku alanında uygulamada sıklıkla karşılaşılan bazı davalar aşağıdaki gibidir:

  • Mirasçılık Belgesi İstemi (Veraset İlamı) Davası: Kişilerin mirasçı olup olmadıklarını öğrenmeleri ve eğer mirasçılarsa miras paylarını tespit etmelerini sağlayan davadır.
  • Mirasçılık Belgesinin İptali ve Yeni Mirasçılık Belgesi Verilmesi Davası: Hatalı olarak düzenlenip gerçek durumu yansıtmayan mirasçılık belgesini iptal ederek güncel ve gerçek duruma uygun mirasçılık belgesi düzenlenmesi talebiyle açılan davadır.
  • Tereke Mevcudunun Tespiti Davası: Mirasbırakanın terekesinin tam ve doğru şekilde terekesinin bilinmesi, mirasın paylaştırılması ve mirasla ilgili yapılacak diğer tüm işlemlerin doğru biçimde yürütülmesi bakımından oldukça önemlidir. Bu dava ile tereke mevcudu mahkeme tarafından hesaplanır.
  • Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası: Muris muvazaası kavramı mirastan mal kaçırma anlamına gelmektedir. Görünüşteki işlemin arka planında gizlenen hileli bir işlemi, karşı tarafla anlaşarak diğer mirasçıları aldatma amacıyla gerçekleştiren muris, muvazaalı bir işlem yapıyor demektir. Murisin bu hileli işleminden zarar gören mirasçıların bu işlemleri iptal ettirmek amaçlı açtığı dava çeşididir.
  • Tenkis Davası: Saklı payları ihlal edilen mirasçıların mirasbırakanın tasarruf alanı dışında yaptığı işlemleri yasal zemine çekmek ve haklarını geri almak için açtıkları davadır.
  • Mirasın Reddi Davası: Yasal ve atanmış mirasçıların, mirasın intikalinden sonra açabileceği, mirasçılık sıfatını sona erdiren davadır. 
  • Miras Taksim Davası: Mirasçıların mirası paylaşma konusunda anlaşamadıkları durumda, ortaklığın giderilmesi şeklinde anlaşmazlığı çözümlemek için açılan davadır.

Vasiyetnamenin İptali Davası: Vasiyetnamenin geçerlilik koşullarını taşımadığı durumda, hak kaybına uğrayan mirasçıların bu vasiyetnamenin iptal edilmesi için açtıkları davadır.

Miras Hakkı Olan Mirasçılar Kim Olabilir?

Türk hukuk sisteminde tereke üzerinde hak sahibi olarak düzenlenmiş iki tür mirasçı vardır. Bunlar, Yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılardır.

Yasal mirasçı; hak sahibi olması miras bırakanın iradesine bırakılmamış, mirasbırakanın ölümü üzerine kendiliğinden ve kanuni olarak mirasçılık sıfatına sahip olan kimselerdir. Kanun koyucu yasal mirasçıları TMK 495-501. maddeler arasında mirasbırakanın kan hısımları, evlatlığı, altsoyu, sağ kalan eşi ve devlet olarak düzenlemiştir. 

Atanmış mirasçı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf (miras sözleşmesi veya vasiyetname) yoluyla özgür iradesiyle kendisine mirasçı olarak atadığı kimselerdir. Mirasbırakanın vefatı üzerine yasal ve atanmış mirasçıları onun külli halefi olur. 

Bu noktada vasiyet alacaklısı kavramından bahsetmek de yararlı olacaktır. Vasiyet alacaklısı, miras bırakanın terekesinden kendisine mal/ hak bırakmak istediği kişilerdir. Vasiyet alacaklısı, mirasçı sıfatına sahip değildir. Kendisine vasiyet edilen şeyler üzerinde talep hakkı vardır. Yani kendisine doğrudan ve kendiliğinden bir intikal söz konusu değildir. Söz konusu hak veya malları vasiyeti yerine getirmekle görevli kişilerin o şeyi kendisine devretmesiyle kazanır. Bu yönleriyle yasal ve atanmış mirasçılardan ayrılır.

Yasal mirasçılık konusuna kanuni düzenlemeler ışığında göz atmak yararlı olacaktır. Aşağıdaki bilgiler TMK’nın 495-501. Maddeleri arasında düzenlenmiştir;

  • Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları onun alt soyudur. Eğer alt soyu bulunmuyorsa mirasçıları ana ve babası olur. Kişinin alt soyu, ana- babası ve onların da alt soyu bulunmuyorsa büyük ana ve büyük baba mirasçı olarak karşımıza çıkar. 
  • Evlilik dışında doğmuş çocuk da soybağı ile kişiye bağlanmış olması şartıyla baba yönünden tıpkı evlilik içinde doğanlar gibi mirasçı olur. 
  • Sağ kalan eş de mirasbırakanın mirasçısıdır. Eşin miras payı, kimlerle birlikte mirasçı olarak bulunduğuna bakılarak belirlenir.
  • Evlatlık edinilen kimse ve alt soyu, tıpkı kan hısmı gibi kişiye mirasçı olur. Aynı zamanda evlatlık, biyolojik ailesinin de mirasçısı olmaya devam eder. Burda önem arz eden husus, evlatlık mirasbırakanın mirasçısı olsa da bu ilişkinin tersinin mümkün olamayacağı, yani bir kimsenin evlatlığının mirasçısı olamayacağıdır.
  • Son olarak miras bırakmaksızın ölen kişinin, yani hem yasal mirasçısı bulunmayıp hem de kendisine mirasçı atamamış kimsenin mirası devlete geçecektir.

Miras ve Vesayet Hukukuna Hangi Davalar Girer?

Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi veyahut hakkında ölüm karinesine hükmolunması durumunda malvarlığının durumunu düzenleyen; kimlere, hangi oranlarda nasıl intikal edeceğini belirleyen hukuk kurallarını içeren hukuk dalıdır. Genel bir bakışla kişinin ölümünden sonra geride bıraktığı hak ve mallarının akıbetiyle ilgisi bulunan davalar miras hukuku davaları olarak nitelendirilir. Bunlara örnek olarak istihkak davası, tapu iptal davası, vasiyetnamenin ifası davası gösterilebilir. 

Vesayet, reşit olmakla birlikte belirli nedenlerden ötürü kısıtlanan kişilerin veya reşit olmayıp ana-babasının velayeti altında da bulunmayan çocukların, malvarlığına ilişkin veyahut kişisel haklarının ve menfaatlerinin korunması için kendisine atanan vasiyle arasındaki hukuki ilişkinin adıdır. Vasi, vesayeti altındaki kişinin menfaatlerini koruyarak, ayrıca onu temsil eder. Bu görevlerini yerine getirmek üzere vasi, sulh hukuk mahkemesi tarafından atanır. 

Vesayet kurumu, vasiye kısıtlı üzerinde birtakım sorumluluklar yükler ve yetkiler tanır. Kısıtlanan kişinin mal varlığını yönetmek de vasinin hem yetki hem sorumluluğunu gündeme getiren bir alandır. Bu bakımdan kısıtlının mirasla ilgili tasarruflarının da kontrolü büyük çoğunlukla vaside olmaktadır. Vasi de kısıtlının tüm işlemlerini bireysel inisiyatifiyle yerine getiremez. Kimi durumda vesayet makamının, bunun yanında kimi zaman da denetim makamının onayına ihtiyaç duyar. Örneğin: kısıtlının miras paylaşılması ve miras devri konulu işlemlerinde vasisi tarafından vesayet makamının izni alınmalıdır, miras kabulü ya da miras reddi yapılabilmesi için ise vesayet makamıyla birlikte denetim makamının izni de gereklidir.

Miras Davalarına Hangi Avukat Bakar?

Miras hukuku alanında çalışan ve bu konuda uzmanlaşan, miras davalarına bakan avukatlar uygulamada miras avukatı olarak adlandırılır. Bu avukatlar miras hukukundan kaynaklanan tüm çekişmesiz yargı işleri ve davalara ilişkin avukatlık hizmeti verir.

Hukuk sistemimizde avukatlar için çalışma alanı bakımından herhangi bir ayrım ve sınırlama öngörülmemiştir. Yani Türkiye Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan avukatlar her türlü dava ve çekişmesiz yargı işini görmeye ehildir. Fakat her avukatın kendi ilgi alanı ve tecrübesine bağlı olarak yoğunlaştığı belirli alanlar bulunabilir. Bu durum müvekkillere güven duygusu vermenin yanında danışmanlık almak istediği veyahut mahkemede avukatla temsil edilmek istediği konuya ilişkin alanında uzman avukatları seçerek hukuki yararını en üst seviyede gözetme imkânı sağlar. Miras hukukunda öne çıkan avukatlarla çalışmak da çok fazla çeşidi bulunan miras davalarında en iyi şekilde temsil edilmeyi ve daha kısa sürede istenilen sonuca ulaşmayı sağlar.

Miras Davasını Kimler Açabilir?

Miras Davaları miras hukukuyla ilgili olarak açılan, çok sayıda çeşidi bulunan davalardır. Yani kimler miras davası açabilir sorusuna doğru bir yanıt vermek için öncelikle açılacak olan davadaki talebe ve hangi amaçla açıldığına bakarak mevzubahis davanın türünün kesin olarak saptanması gerekir. Örneğin kişi veraset ilamı davası açıyorsa mirasçı olduğunun tespit edilmesini, tenkis davası açıyorsa miras üzerinde ihlal edilen saklı payını güvenceye almayı amaçlıyordur.

Miras davası dendiğinde ilk akla gelen dava olan miras paylaşma davası, muris öldükten sonra mirasçıların arasında anlaşamaması sebebiyle terekeyi tespit etmek ve varislere payları oranında bölüştürmek amacıyla açılır. Bu dava herhangi bir süreye ve zamanaşımına tabii değildir. Mirasın paylaştırılamadığı süre boyunca açılabilir. 

Miras paylaşma davası, atanmış ve yasal mirasçılar tarafından açılabilir. Tek bir mirasçı kalan diğer mirasçıları davalı olarak gösterip bu davayı açabilir. Birden çok mirasçı da bir araya gelerek kalan mirasçıları davalı göstererek bu davayı açabilir.

Miras Davasında Avukat Ücretini Kim Öder?

Miras davasının, avukatlık ücretinin ödenmesi bakımından diğer davalardan bir farkı bulunmamaktadır. Tüm dava çeşitlerinde olduğu gibi avukatla temsil edilmek üzere bir avukata başvurup vekalet veren kimse, aldığı avukatlık hizmetine karşılık olarak bir ücret ödemek durumundadır. Bu ücret avukatın davayı kazanması gibi herhangi bir sonuca bağlı olmayıp avukatın davayı takip ettiği süre boyunca harcadığı emek ve zamanın karşılığıdır.

Karşı vekalet ücreti, avukatlık ücretiyle karıştırılmaması gereken ayrı bir kavramdır. Karşı vekalet ücreti, bir yargılama gideridir ve mahkemece davayı kaybeden taraf lehine ödenmek üzere davayı kaybeden tarafa yargılama giderleriyle birlikte yükletilir. Hükmedilen bu ücretin yalnızca avukata ait olduğu Avukatlık Kanunu’nun 164/5. maddesiyle sabittir.

Miras Payı Neye Göre Belirlenir?

Miras paylaşımı konusunda Fert Sistemi, Zümre Sistemi ve Sınıf Sistemi gibi farklı sistemler bulunmakla birlikte Türk hukuk sisteminde Zümre Sistemi benimsenmiştir. Bu sistem soy esasına dayanır ve mal paylaşımı yapılırken kan hısımlarının miras bırakana yakınlık derecesi göz önünde tutulur.

Bu sistemde mirasbırakan esas alınarak zümreler belirlenmiştir. Bunlar; Birinci Zümre İkinci Zümre ve Üçüncü Zümredir. 

  • Birinci zümreyi mirasbırakanın altsoyu oluşturur. (çocuklar, torunlar vs) Evlat edinilen çocuk da bu zümrededir. 
  • İkinci zümrede mirasbırakanın ana- babasıyla bunların ortak ve ortak olmayan altsoyları bulunur.  
  • Üçüncü zümrede mirasbırakanın büyükana, büyükbabası ve onların alt soyu bulunur. 

Sağ kalan eş, hiçbir zümreye dahil değildir çünkü mirasbırakanın kan hısmı değildir. Fakat her zümreyle beraber mirasçı olarak bulunur. Miras payı hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir. Miras, bu zümrelere sıra esasıyla paylaştırılır. Yani kendinden önce gelen zümrede mirasçısı bulunan mirasbırakanın mirası diğer zümreye geçmez. (Örneğin çocuğu olan kişinin mirasından ana babası pay alamaz) .

Miras Anlaşmazlık Davası Ne Kadar Sürer?

Miras konulu davalar çok çeşitli olmakla birlikte genellikle çoğu miras davasındaki ortak özellik, mirasçıların mirası paylaşma ve kendilerine düşen pay konusunda bir uzlaşmaya varamamalarıdır. Yani öncelikle ortada tespit edilmesi gereken bir tereke bulunur. Sonrasında ise yasalarda öngörülen şekilde ve her bireyin menfaatlerini gözeterek çeşitli araçlarla kişiye düşen miras payları belirlenir. Görüldüğü üzere teknik ve matematiksel bir yönü de olan miras anlaşmazlığı davaları yer yer uzun ve karmaşık süreçler olabilmektedir.

Bu çeşitli miras anlaşmazlığı davaları, genellikle benzer amaçlarla açılıyor olsa da her bir dava çeşidi kendine özgü aşamalara ve çeşitli süreçlere sahiptir. Bu sebeple bir miras davasının ne kadar süreceğiyle ilgili kesin bir zaman vermek doğru olmayacaktır. Bir davanın ne kadar süreceği taraflar arasındaki anlaşmazlık konusunu büyüklüğüne, araştırılması gereken somut durumlara, ilgili kişilere tebligat gönderme sürecine, usul kurallarına ne derece riayet edildiğine, istinaf ve temyiz aşamalarına ve daha bunlar gibi birçok etmene bağlı olarak değişiklik gösterir. Kesin bir zaman vermek mümkün olmamakla birlikte ortalamaya baktığımızda 1-2 sene gibi bir zaman diliminden bahsetmek mümkün olacaktır.

Miras Davası Avukat Ücreti Ne Kadardır?

Avukatlık ücreti, avukatın sağladığı hukuki hizmet karşısında kendisine ödenmesi gereken meblağı ifade eden kavramdır. Mirasla ilgili çeşitli dava türleri bulunmaktadır ve farklı dava türleri için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde farklı ücretler belirlenmiştir. Burada belirlenen asgari miktara ve konuyla ilgili yasal düzenleme getiren Avukatlık Kanunu’nun 164.maddesine riayet etmek şartıyla her avukat, belirlediği bir ücreti talep edebilecektir. Yani her davada ve tüm avukatlar için ortak olarak belirlenmiş kesin bir miktar, miras davaları da dahil olmak üzere hiçbir dava türü için söylenemez. Ancak kanunla ve avukatlık asgari ücret tarifesindeki şartlara uyulması zorunludur ve bu düzenlemelere uygun olmayan miktar belirlenmesi durumunda birtakım yaptırımlarla karşı karşıya kalınabilir. Örneğin Avukatlık Kanunu’na göre avukatlık ücreti, bir oran üzerinden kararlaştırılacaksa davanın veya hükmolunacak şeyin veyahut paranın en fazla yüzde yirmi beşi olarak kararlaştırılabilir. Bu miktarın üstünde anlaşılan ya da tahsil edilen ücret bu orana çekilecektir.