Nafaka Nedir? Nafaka Türleri ve Şartları

Nafaka Nedir? Nafaka Türleri ve Şartları; Nafaka, yoksulluğa düşecek kişiye, hayat şartlarına uyum sağlayabilmesi amacıyla yapılan maddi yardımdır. Türk Medeni Kanunu’nda bakım ve yardım nafakası düzenlenmiştir. Yardım nafakası herkes için yükümlülük haline gelebilir. Herkes, yardım etmezse yoksulluğa düşecek olan üst soy, alt soy ve kardeşlerine maddi yardımda bulunmalıdır.

Yoksulluk nafakası, bakım nafakası olarak düzenlenmiştir. Boşanma davasının mali sonuçları arasında yer alır. Nafaka tayini için boşanma davasını açan taraf önem arz etmez. Boşanma sonucu maddi zorluğa düşecek tarafa nafaka ödenecektir. Nafaka talep eden tarafın kusuru, nafakayı ödeyecek tarafın kusurundan ağır olmamalıdır. Nafaka ödeyecek tarafın kusurlu olması gerekmez. Nafaka, boşanma davası sürerken istenebilir. Taraflar, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava açarak da nafaka talebinde bulunabilirler. Nafaka davası açılacaksa yetkili mahkeme, nafaka isteyen tarafın yerleşim yerindeki aile mahkemesidir. Nafaka isteme hakkı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Nafaka, kural olarak süresiz tayin edilir. Mali durumdaki değişim gibi durumlar, nafaka miktarı ve süresini etkileyebilir.

Nafaka Nedir?

Nafaka, kişinin geçindirmek ve bakıp gözetmekle yükümlü olduğu kimselere yaptığı maddi yardımdır. Mahkeme tarafından belirlenir. Türk Medeni Kanunu’nda yardım ve bakım nafakası düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nda bakım nafakası; tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası olarak düzenlenmiştir.

Tedbir Nafakası, boşanma davası açılmadan ayrı yaşama halinde ve boşanma davası açıldığında talep edilebilir. Ayrı yaşama hali, haklı bir sebebe dayanıyorsa eşlerden biri hakimden tedbir nafakası talep edebilir. Aynı şekilde eşlerden biri, haklı bir sebep olmadan birlikte yaşama ara vermişse diğer eş, hakimden tedbir nafakası talep edebilir. Tedbir nafakasına hükmedildikten sonra durumlar değişebilir. Nafakanın değiştirilmesini gerektiren durumlar Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu hallerde yetkili mahkeme, tedbir nafakasını tayin eden mahkemedir. Boşanma davası açıldığında hakim, dava süresince tedbir nafakasına re’sen hükmedebilir. Bunun için tarafların kusuruna bakılmaz. Maddi durumları dikkate alınır. Geçici önlemdir. Boşanma davası kesinleşene kadar devam eder. Hakim nafakaya talep üzerine hükmedecekse, miktar talep edilenden fazla olamaz.

İştirak nafakası; velayeti kendisine verilmeyen eş aleyhine, ergin olmayan çocuk lehinedir. Kusurun önemi yoktur. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması amaçlanır. Nafaka yükümlüsü eş, mali gücü oranında çocuğun giderlerine katılır. İştirak nafakası istisnai haller dışında, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk, ergin olmasına rağmen eğitimine devam ediyorsa eğitim sonuna kadar mali güç düzeyinde nafaka devam eder. 

Nafaka Nasıl Hesaplanır?

Nafaka tayininde hakimin yetkisi bulunmaktadır. Hakim bu yetkiyi kullanırken tarafların taleplerini ve maddi durumlarını dikkate alır. Aynı zamanda kusur da nafaka miktarını belli durumlarda etkiler. Nafaka miktarının belirlenmesinde, bilirkişilerden de görüş alınabilir.

Tedbir nafakası hesaplanırken,

  • Tarafların meslekleri ve aldığı ücretler,
  • Tarafların malvarlıkları, 
  • Çocukların yaşam koşulları,

Gibi etkenler dikkate alınmalıdır.

İştirak nafakası hesaplanırken,

  • Çocuğun eğitim, sağlık, barınma gibi giderleri,
  • Çocuğun geliri varsa gelir miktarı,
  • Çocuğun velayetinin ait olduğu eşin maddi durumu,
  • Nafaka yükümlüsü eşin maddi durumu,

Dikkate alınır. Kusurun bu hesaplamada hiçbir önemi yoktur. Amaç, ergin olmayan çocuğun bakım giderlerine katılmaktır. 

Nafaka, taraflarca da belirlenebilmektedir. Eşler, evlilik birliği süresince birbirlerinin hayat şartları hakkında hakime nazaran daha fazla bilgi sahibidir. Birbirlerinin sosyoekonomik koşullarını dikkate alarak nafaka tutarında anlaşabilirler. Böylece boşanma gibi zorlu bir süreç, bir nebze de olsa kolaylaşacaktır. Taraflar nafakanın miktarı, süresi, ödeneceği para cinsi hususunda serbestçe karar verebilir. Taraflar anlaşamazsa veya anlaşmayı tercih etmezse nafaka miktarını hâkim, takdir yetkisi çerçevesinde belirler. 

Nafaka Artırım Davası Nedir? 

Mahkemenin tayin ettiği nafaka, kesin hüküm teşkil etmez. Belirlenen nafaka miktarı, değişen hayat şartları karşısında yetersiz kalabilir. Bu durumda nafaka artırım davası açılacaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 176 ve 331.  maddeleri bu imkanın hukuki dayanaklarıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde, tarafların mali durumlarının değişimi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde miktarın değişebileceğini belirtmiştir. Aynı şekilde Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesi de durumun değişmesi üzerine nafaka miktarının değişebileceğini vurgulamıştır.

Nafaka artırım davası açılabilmesi için,

  • Nafaka yükümlülüğü devam etmelidir.
  • Nafaka alacaklısının giderleri artmalıdır.
  • Güncel nafaka miktarı olağan hayat şartına yeterli olmamalıdır.
  • Nafaka yükümlüsünün mali durumu artırıma uygun olmalıdır.

Nafaka artırım davasını, kural olarak nafaka alacaklısı açar. Bu durumda tedbir nafakasında nafaka alacaklısı eş, davacı olacaktır. İştirak nafakasında dava açma hakkı, çocuk ergin olmadığı zaman velisinindir. Çocuk ergin ise yani eğitime devam ettiğinden iştirak nafakası devam ediyorsa davayı çocuğun kendisi açabilecektir. Nafaka alacaklısının maddi durumunun iyileşmesi gibi sebeplerle nafaka borçlusunun da dava açma hakkı vardır. Bu durumda açılacak olan dava, nafaka azaltılması davasıdır.

Nafaka artırım davasında görevli mahkeme, Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Kişiler, nafaka almaya devam ettikleri sürece nafaka artırım davası açabilirler. 

İlginizi Çekebilir; İzmir Boşanma Avukatı

Boşanmada Çocuğa Nafaka Ne Kadar Ödenir? 

Boşanma davasında çocuğa ödenen nafaka miktarı her somut olayda farklılık arz etmektedir. Boşanma davalarında çocuk lehine iştirak veya tedbir nafakası gündeme gelebilir. Tedbir nafakası, boşanma davası sürecinde çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. İştirak nafakası ise çocuğun öncelikli olarak eğitim ve bakım giderlerine yöneliktir. İştirak nafakası kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar devam eder. Çocuğun eğitimine ergin olduktan sonra da devam etmesi halinde nafaka devam edecektir. Bu sebeple nafakanın miktarını net olarak belirlemek güçtür. 

Nafaka miktarını belirlemek için nafaka yükümlüsü ve alacaklısının maddi durumlarına bakılacaktır. Nafaka yükümlüsünün,

  • Bir işte çalışması,
  • Ek gelir kaynağı olması,
  • Taşınır veya taşınmaz malvarlığı bulunması,
  • Bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sayısının az olması,
  • Sosyal hayatı,
  • Yaşadığı konutun kira veya kendine ait olması,

Gibi hususlar nafaka miktarını etkileyecektir.

Nafaka alacaklısının,

  • Yaşı, 
  • Eğitim durumu, 
  • Kişiliği,
  • Sosyal yaşamı,
  • Bir işte çalışıp çalışmaması, 
  • Eğitim gördüğü ve barındığı yer (oturduğu il veya il dışı olabilir),

Gibi faktörler nafaka miktarını etkileyecektir. Örneğin il dışında eğitimine devam etmesi sebebiyle 20 yaşında birine ödenen nafaka miktarı ile 5 yaşında bir çocuğa ödenecek nafaka miktarı aynı değildir.

Nafaka Neye Göre Belirlenir?

Nafakanın belirlenmesi her somut olayda farklılık arz etmektedir. Nafakanın türü, nafakanın belirlenmesinde rol oynayan etkenlerden biridir. Türk Medeni Kanunu’nda tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım olmak üzere dört tür nafaka düzenlenmiştir. 

Tedbir nafakası genel olarak boşanma sürecinde yoksulluğa düşecek eş ve varsa çocuğa yöneliktir. Tedbir nafakası, boşanma süreci için düzenlendiğinden geçici niteliktedir. Boşanma süresince devam edeceğinden,

  • Boşanma kararının verilmesine kadar geçen süre,
  • Boşanma kararı verilinceye kadar olan süredeki enflasyon artışı,
  • Lehine tedbir nafakası hükmedilen çocuğun, karar verilinceye kadar eğitim hayatına başlaması,

Gibi faktörler tedbir nafakasının belirlenmesinde rol oynayacaktır.

Taraflar her ne kadar boşanmış olsalar da çocukları üzerindeki yükümlülükleri devam etmektedir. Her iki eş, çocuğun ebeveyni niteliğini korur. Boşanma kararıyla çocuğun velayeti eşlerden birine bırakılır. Velayetin eşlerin birinde olması, diğer eşin çocuk üzerindeki yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Bu kapsamda iştirak nafakası uygulama alanı bulacaktır. Velayet kendisine bırakılmaya eş aleyhine iştirak nafakasına hükmedilir. İştirak nafakası genel niteliği itibariyle çocuğun bakım ve eğitim giderleri ile ilgilidir. İştirak nafakası hesaplanırken,

  • Çocuğun yaşı, 
  • Çocuğun eğitim hayatının hangi aşamasında olduğu,
  • Çocuğun sürekli ilaç alınmasını gerektiren bir rahatsızlığı bulunup bulunmaması, 
  • Çocuğun özel bir şekilde bakıma ihtiyacı olup olmaması,

Gibi hususlar iştirak nafakası belirlenmesinde etkili olur.

Boşanma sonucunda eşlerden birinin yoksulluğa düşecek olması ihtimalinde yoksulluk nafakası gündeme gelecektir. Yoksulluğa düşecek olan eşin talepte bulunması gerekmektedir. Aynı zamanda eşin kusuru, aleyhine nafaka hükmedilecek olan taraftan daha az olmalıdır. Yoksulluk nafakası hesaplanırken,

  • Lehine nafaka hükmedilecek eşin geliri,
  • Nafaka yükümlüsü eşin geliri,
  • Lehine nafaka hükmedilecek eşin özel bakımı gerektirecek sağlık durumu olup olmaması,

Gibi unsurlar dikkate alınmalıdır.

Kişiler; alt soy, üst soy ve kardeşleri lehine nafaka yükümlüsü konumuna gelebilirler. Bunun için sayılan kişilerin, yardım edilmemesi durumunda yoksulluğa düşecek olması gerekmektedir. Bu durumda, yükümlünün maddi gücü dikkate alınarak hesaplama yapılacaktır.

Nafakanın belirlenmesinde yoksulluk koşulu, Yargıtay içtihatlarında genel bir tanım meydana getirmiştir. Buna göre bireyin maddi varlığını gerçekleştirmesi için zorunlu ve gerekli ihtiyaçlarını giderememesi esas kriter olarak kabul edilir. Bu harcamalara geliri yetmeyen kişiler yoksulluğa düşmüş kabul edilecektir.

Çekişmeli Boşanmada Nafaka Ve Tazminat Ne Kadar Olur?

Çekişmeli boşanma davasında nafaka genellikle dava sürerken ve dava karara bağlandığı durumlarda söz konusu olacaktır. Boşanma davasında nafakanın miktarını daha önce değindiğimiz tarafların maddi gücü, nafaka alacaklısının yaşı, hayat şartları gibi etkenler belirleyecektir. 

Boşanma davası sürerken tedbir nafakası gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu’nun 197. Maddesinde eşlerden birinin talebiyle hakimin gerekli önlemi alacağından bahsedilmiştir. Nafaka belirlendiği sıradaki şartların değişmesi durumunda ilgili eş tarafından dava açılabilecektir. Bu davalar için yetkili mahkeme, nafakaya hükmeden mahkemedir. 

Boşanma kararının verilmesi sonucunda iştirak ve yoksulluk nafakaları gündeme gelir. Yoksulluk nafakası tayini için yoksulluğa düşecek olan eşin talebi gerekir. İştirak nafakasına hükmedilmesi için talep gerekmez. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi gereğince hakim tarafların çocuk ile olan ilişkilerini düzenleyecektir. 

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre taraflar boşanmada maddi, manevi tazminat talebinde bulunabilirler. 

Maddi tazminat talebinde bulunulabilmesi için,

  • Evlilik, boşanma kararıyla son bulmuş olmalıdır.
  • Mevcut veya beklenen menfaatler zarar görmüş olmalıdır.
  • Menfaatler, “boşanma yüzünden” zarar görmelidir.
  • Maddi tazminatı talep eden taraf, karşı tarafa göre kusursuz veya daha az kusurlu olmalıdır.

Manevi tazminat talebinde bulunulabilmesi için,

  • Kişilik hakları, boşanmaya sebep olaylar yüzünden zedelenmiş olmalıdır.
  • Manevi tazminat isteyen taraf kusursuz olmalıdır.

Boşanmada, şartlara uygun şekilde tazminat talep edilebilir. Tazminatlar tarafların ekonomik durumları ve kusurları doğrultusunda orantılılık ilkesine uygun şekilde belirlenir.

Nafaka ve tazminat taleplerinden, yoksulluk nafakası ve maddi tazminat toplu veya duruma göre irat şeklinde ödenir. Manevi tazminat toplu ödenir, irat şeklinde ödenmesine karar verilemez.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Miktarı 

Anlaşmalı boşanma sürecinde “ anlaşmalı boşanma protokolü”, öne çıkar. Taraflar için protokol önem arz eder. Protokol sayesinde ileride ortaya çıkabilecek sorunlar karşılıklı mutabakat yoluyla önlenmiş olur. Protokolde nafaka alacaklısı eş ve nafaka yükümlüsü eş belirtilmelidir. Aynı şekilde nafakanın türü ve süresi de sonraki uyuşmazlıkları koruma altına almak amacıyla belirtilmelidir. Anlaşmalı boşanma protokolünün açık ve anlaşılabilir oluşu hakimin incelemesi ve uygun bulması sürecinde taraflara yardımcı olacaktır.

Nafaka talepleri, anlaşmalı boşanma protokolünde belirtilecektir. Taraflar boşanma süreci meydana gelmeden önce evlilik birliği içerisinde yaşamaktadırlar. Bu sebeple, birbirlerinin yaşam koşulları ve tarzları hakkında bilgi sahibidirler. Böylece nafaka miktarının belirlenmesinde hakkaniyetli davranabileceklerdir. Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka talep edilmediği takdirde taraf, bu haktan feragat etmiş sayılacaktır. Bu kural, yoksulluk nafakası için istisnasız uygulanabilir fakat iştirak nafakasında durum farklıdır. İştirak nafakası konusunu genellikle çocuk oluşturur. Bu sebeple taraflarca iştirak nafakası talep edilmese bile sonradan dava yoluyla talep mümkündür. 

Anlaşmalı boşanma protokolünde, nafakanın miktarı yanında süresi de yer alabilir. Protokolde belirlenen miktar ve süre hakim önüne geldiğinde hakim tarafından incelenir. Hakimin protokolde yer alan hususları uygun bulması gerekmektedir. Tarafların tek başlarına anlaşmaları yeterli değildir. Tarafların anlaşmasına rağmen (örneğin iştirak nafakasında) hakkaniyetsiz miktar ve sürelerde hakim duruma müdahale edebilecektir. 

Erkek Hangi Hallerde Nafaka Ödemez?

Boşanma davası sonucunda veya dava sürecinde tarafların nafaka isteme haklarından bahsetmiştik. Toplumda, hukuk düzeninde nafaka hakkının sadece kadına tayin edilebileceği gibi bir genel kanı oluşmuştur. Bu kanının doğruluk payı yoktur. Geçmiş zamanlarda kadınlar daha çok ev idaresinde görev almışlardır. Herhangi bir işte çalışmaları dolayısıyla gelir elde etmelerine pek rastlanmamıştır. Önceki dönemde yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı kabul edilmiştir. Mal ayrılığında da kadınların aile birliği, dolayısıyla sonrasında mal paylaşımında geri bırakıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bunun gibi olaylar çerçevesinde toplumda yanlış bir kanı oluşmuş ve desteğe ihtiyacı olanın dolayısıyla nafaka tayin edilecek kişinin kadın olması gerektiği düşünülmüştür. Bahsedildiği gibi bu tamamen yanlış bir düşünce biçimidir. 

Boşanmanın mali sonuçlarından nafaka konusunda, tarafların cinsiyeti değil maddi durumları göz önüne alınmaktadır. Boşanma sonrasında veya süresince yoksulluğa düşecek olan taraf lehine nafakaya hükmedilecektir. Örneğin boşanma sonucunda kadının geliri, olağan biçimde hayatını idame ettirebilmesi için yeterliyse kadın lehine nafakaya hükmedilmeyecektir. Bu durumda erkek, kadına nafaka ödemeyecektir.

Erkeğin nafaka ödememe ihtimalinin bulunduğu bir konu da iştirak nafakasıdır. İştirak nafakası, boşanma sonucunda müşterek çocuk veya çocuklar lehine söz konusu olacaktır. Bu durumda velayet kendisine bırakılmamış eşin, çocukların giderlerine katılma yükümlülüğü devam edecektir. Velayetin babaya bırakıldığı durumlarda, iştirak nafakası anne aleyhine hükmedilmiş olacaktır. Böylece erkek iştirak nafakası ödemeyecektir.

Velayetin anneye bırakılmasına rağmen babanın iştirak nafakası ödemediği haller bulunmaktadır. Bu hallerden biri, iştirak nafakası alacaklısının ergin olması ve eğitimine devam etmemesidir. İştirak nafakası kural olarak ergin oluncaya kadar ödenmektedir. Çocuğun ergin olmasına rağmen eğitimine devam etmesi halinde, bakım yükümü kapsamında, nafaka ödenmeye devam edecektir. Nafaka alacaklısı çocuğun ergin olması ve eğitimine devam etmemesi halinde ise nafaka yükümlüsünün yükümlülüğü sona erecektir. Böylece iştirak nafakası yükümlüsü erkeğin nafaka ödemeleri sona ermiş olacaktır.

Nafaka Kaç Yıl Ödenir?

Nafakanın kaç yıl ödeneceği konusunda genellikle kesin bir süre verilemez. Bazı nafaka türleri ise süresiz olarak tayin edilir. Bu durum, davanın seyrinden ve tarafların hayat şartlarındaki değişimlerden kaynaklanabilir. Nafakanın ödenme süresi nafaka türlerine göre de değişebilir. Nafakanın kaç yıl ödeneceğini, ne kadar süre evli kalındığı etkilemez. Bu sebeple çok kısa süren evliliklerde tayin edilen süresiz nafakalar, tartışmalara yol açabilmektedir.

Tedbir nafakasının ödenme süresini, boşanma kararının kesinleşme tarihi belirler. Davanın seyrini değiştiren durumlar meydana gelebilir. Bu durumda davanın uzama ihtimali bulunmaktadır. Mahkemelerdeki iş yoğunluğu sebebiyle duruşmalar ileri tarihe verilebilir. Böyle bir durumda da boşanma kararının verilmesi ve kesinleşmesi zaman alacaktır. Aynı şekilde karar verildikten sonra istinaf edilmesi gibi etkenler de kesinleşme süresini uzatır. Bu sebeplerle tedbir nafakası, sürece bağlı olarak belirli aylar ödeneceği gibi yıllarca da ödenebilir.

İştirak nafakası, kural olarak çocuğun ergin olma tarihine kadar ödenir. Türk Medeni Kanunu’nun 11.maddesine göre 18 yaşının doldurulmasıyla erginlik başlar. Aynı zamanda evlenme, kişiyi ergin kılar. Bu durumda evlenme ile ergin kılınmış ve okumaya devam eden çocuğun durumu ayrıca incelenmelidir. Ergin olmasına rağmen çocuğun eğitimine devam etmesi durumunda nafaka yükümlülüğü devam edecektir. Burada atlanmaması gereken husus çocuğun eğitim için nafaka almaması sonucunda yoksulluğa düşecek olmasıdır. Bu durumda eğitim bitene kadar nafaka ödenecektir. Bu sebeplerle nafaka, çocuğun boşanma sonucundaki yaşından, 18 yaşına gelinceye kadar ödenebilir. Şartlar gerektirdiği ölçüde bu süre, eğitimine bağlı olarak daha da uzayabilecektir.

Yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda yoksulluğa düşen taraf lehine hükmedilecektir. Boşanma kararının kesinleşmesiyle ödenmeye başlanır. Nafaka alacaklısının maddi durumu hayatın olağan akışına uyacak derecede düzelmedikçe devam eder. Yoksulluk devam ettiği sürece nafaka ödenir. Bu sebeple hukuk düzeninde süresiz nafaka olarak anılır.

Erkek Evlenirse Nafaka Düşer Mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinin üçüncü fıkrasında irat biçiminde ödenen nafakanın sona erdiği durumlardan bahsedilmiştir. Bu hükme göre, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiyle nafaka kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Hükme göre evlenme şart değildir. Fiilen evli gibi yaşama halinde de nafaka yükümü sona erecektir.

Toplumdaki yanlış kanının aksine erkeğin nafaka alacaklısı olduğu durumlar meydana gelebilir. Erkek, nafaka alacaklısıysa ve evlenirse lehine hükmedilen nafaka ortadan kalkacaktır. Tedbir nafakası bakımından bu kural uygulama alanı bulmaz. Bunun sebebi, tedbir nafakasının boşanma davası süresince tayin edilmesidir. Boşanma kararı kesinleşene kadar tedbir nafakasına hükmedilir. Boşanma kararı kesinleşene kadar taraflar kanunen evli sayılacaktır. Bu durumda da erkeğin evlenmesi gündeme gelemeyecektir. 

Erkeğin iştirak nafakası alacaklısı olması durumunda evlilik kural olarak iştirak nafakasını düşürecektir. Bunun sebebi, evlenmenin kişiyi ergin kılmasıdır. İştirak nafakası, ergin oluncaya kadar ödeneceğinden evlenmeyle ergin kılınmış biri için iştirak nafakası ödenmeyecektir. Evlenen nafaka alacaklısının eğitimine devam etmesi halinde durum farklıdır. Bu durumda yoksulluğa düşülecekse nafaka ödenmeye devam edilecektir.

Nafaka alacaklısı erkeğin evlenmesiyle nafakanın düşmesi için en güzel örnek, yoksulluk nafakasıdır. Boşanma sonucunda yoksulluğa düşen erkek lehine yoksulluk nafakasına hükmedilir. Erkeğin yeniden evlenmesiyle yoksulluk nafakası, kendiliğinden ortadan kalkar.

Nafaka borçlusunun erkek olması durumunda ise erkeğin evlenmesi nafaka açısından bir hüküm doğurmaz. Erkeğin ödemekte olduğu iştirak ve yoksulluk nafakaları ödenmeye devam edilir. Erkeğin yeniden aile kurması ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin artması mümkündür. Erkeğin bu sebeple mahkemeye başvurması durumunda Yargıtay kararları genellikle ret yönünde olmuştur. 

Kadına Verilen Nafaka Ne Zaman Kesilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinin üçüncü fıkrasında nafakanın sona erme halleri düzenlenmiştir. Bu hükme göre,

  • Nafaka alacaklısının evlenmesi(kendiliğinden),
  • Nafaka taraflarından birinin ölümü(kendiliğinden),
  • Nafaka alacaklısının evlilik olmadan evliymiş gibi yaşaması(mahkeme kararıyla),
  • Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması(mahkeme kararıyla),
  • Nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi(mahkeme kararıyla),

Hallerinde nafaka tayini ortadan kalkacak ve nafaka ödenmeyecektir.

İştirak nafakası kapsamında nafaka alacaklısı olan kadına verilen nafakanın da kesildiği durumlar mevcuttur. Örneğin ergin olmuş fakat eğitimine devam eden kadına, nafaka ödenmeye devam edilir. Burada ödenen nafaka aslen yardım nafakasıdır. Eğitimin sona ermesi durumunda nafaka ödenmesi sona erecektir.

Nafaka alacaklısının evlenmesiyle ilgili yargı kararları mevcuttur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2009/3404 Esas, 2009/10940 Karar sayılı kararı bu konuda bir emsal karar teşkil eder. Somut olayda nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiyle nafaka borçlusunun yükümlülüğünün kendiliğinden kalkacağı kabul edilmiştir. Ayrıca nafaka alacaklısının sonraki evliliğinin boşanmayla sonuçlanması halinde nafaka yükümlülüğü tekrar canlanmayacaktır. Bu canlanmanın hayatın olağan akışı ve hakkaniyete aykırı olduğu vurgulanmıştır.

Kadının yoksulluğunun ortadan kalkması durumunda önem arz eden bir nokta asgari ücrettir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, asgari ücretin yoksulluğu kaldırmadığı kabul edilmektedir. Bu sebeple nafaka tayin edilirken herhangi bir geliri olmayan kadın, asgari ücret kazanacağı bir işe girebilir. Bu durumda kadına ödenen nafaka, kesilmeyecektir. 

Erkek Nafaka Alabilir Mi?

Türk Medeni Kanunu’na göre nafaka tayininde tarafların belli özellikleri göz önünde bulundurulur. Bunlar tarafların maddi gücü, yaşam koşulları, bakmakla yükümlü olduğu kişiler, müşterek çocukları olup olmadığı gibi durumlardır. Tarafların cinsiyeti bu ölçütlerden herhangi biri için önem taşımaz. Türk Medeni Kanunu’nda dört çeşit nafaka düzenlenmiştir. Bu nafaka türleri: yoksulluk nafakası,  tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakasıdır. Kişinin cinsiyetinin erkek olmasının bu nafaka türlerinden yararlanabilmesi için herhangi bir avantaj veya dezavantajı yoktur. Erkekler de Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen nafaka türlerinden, gerekli koşullar sağlandığında, yararlanabilirler.

Erkek, boşanma davası süresinde maddi anlamda zor duruma düşecek olabilir. Bu durumda geçici bir nafaka olan tedbir nafakasından yararlanabilir. Boşanma davası sonucunda yoksulluğa düşecek olan taraf erkek ise yoksulluk nafakasından yararlanması gündeme gelecektir. Boşanma davası sonrası müşterek çocuk erkek ise bakım ve eğitim gibi giderleri için lehine iştirak nafakasına hükmedilecektir. Kendisine yardım edilmezse yoksulluğa düşecek olan erkek, yardım nafakası alacaklısı konumuna da gelebilecektir. Bunun için kardeşi, üst soyu veya alt soyu olan bir aile üyesinin yardım etmesi gerekmektedir. Miras sırasını takip ederek bu aile üyelerinden nafaka talebinde bulunabilecektir. Görüldüğü üzere erkek, gerekli şartlar sağlandığı takdirde her nafaka türünden yararlanabilecektir.

Okuyan Erkek Çocuğa Kaç Yaşına Kadar Nafaka Ödenir?

Çocuğa eğitimi sebebiyle ödenen nafaka esas olarak iştirak nafakasıdır. İştirak nafakası kural olarak müşterek çocuk ergin oluncaya kadar ödenmeye devam eder. Nafaka alacaklısının ergin olması fakat okumaya devam etmesinde durum farklıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesi burada dayanak teşkil eder. Hükme göre çocuğun ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa anne ve babanın bakım yükümü devam etmektedir. Güçleri yettiği ölçüde çocuklarının eğitimine katılmalılardır. Bu sebeple nafaka ödenmeye devam edilecektir. Ödenen nafaka esas itibarıyla yardım nafakası statüsündedir. Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan bir alt soy bulunmaktadır. 

İştirak nafakası kendiliğinden yardım nafakasına dönüşmeyecektir. Yardım nafakası için nafaka alacaklısının talebi gerekmektedir. Davayı açacak kişi, eğitimine devam eden ergin çocuktur. Çocuğa destek olan anne veya babadan biri, diğerine karşı bu davayı açamaz. Çocuk, bu davayı ana ve babasına karşı açabilir. Yalnızca birine ya da ikisine de açması mümkündür. Bu davada görevli mahkeme, aile mahkemesi; yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Nafaka talep eden ergin kişi, eğitimine devam ettiğini ispatlamalıdır. Davayı açması herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir. Eğitimi devam ettiği sürece bu davayı açabilecektir. Mahkemece haklı bulunduğu takdirde çocuğa nafaka ödenmeye devam edecektir. 

Yorum yapın