Tereke Tespiti Davası

Terekenin tespiti davası, bir kişinin vefat etmesi durumunda geride kalan malvarlığının doğru ve eksiksiz şekilde tespit edilmesi amacıyla başlatılan bir hukuki süreçtir.

Terekenin tespiti davası, genellikle mirasçılar arasında anlaşmazlık olduğunda ya da miras bırakanın mal varlığıyla ilgili kesin bir bilginin olmadığı durumlarda açılmaktadır. Terekenin tespiti davasına ilişkin hükümlere 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 589 ve devamı maddelerinde detaylı şekilde yer verilmiştir. Bu kanun maddeleri kapsamında yasal mirasçılar tarafından açılan terekenin tespiti davasında, malvarlığının tespiti için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Örneğin mahkeme tarafından deliller incelenir, müzekkere yazıları talep edilir, bilirkişi incelemeleri yapılır. Kullanılan bu yöntemlerin amacı, miras bırakanın malvarlığını tespit etmek ve mirasçıların haklarını korumaktır. Mahkeme, elde edilen deliller ve bilirkişi raporları doğrultusunda miras bırakanın terekesini adil ve doğru bir şekilde belirlemektedir.

Tereke Nedir?

Tereke, bir kişinin vefatıyla geride bıraktığı malvarlığını oluşturan unsurların tamamı olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere kişinin vefatının ardından bıraktığı aktif ve pasif malvarlığı değerlerinin tümü terekeyi oluşturmaktadır. Murisin yani miras bırakanın vefatı anındaki malvarlığı ve alacakları terekenin aktif malvarlığını, murisin borçları ise pasif malvarlığını oluşturmaktadır. Dolayısıyla tereke, ölen kişinin mirasının aktifi ve pasifiyle tamamıdır.

Tereke Tespiti Davası

Tereke, murisin vefatının ardından mirasın paylaşılması ve dağıtılması sürecinde önemli bir rol oynar. Mirasçılar, terekenin tespiti ve değerlemesi yapılarak, miras bırakanın malvarlığından kendi haklarına düşen payı alırlar. Tereke, hukuki süreçler ışığında belgelenir ve mirasın adil bir şekilde mirasçılara dağıtılmasını sağlamak amacıyla kaydedilir ve yönetilir.

Genel olarak terekeye dahil edilen mallar:

  • Murisin üzerine kayıtlı olan gayrimenkuller, arsalar, evler, daireler, işyerleri gibi taşınmaz mallar 
  • Murisin üzerindeki ve sahip olduğu taşınmaz eşyalar 
  • Murisin adına kayıtlı olan banka hesapları, mevduat hesapları, yatırım hesapları ve diğer finansal varlıklar 
  • Murisin elinde bulunan hisse senetleri, tahviller, bonolar ve diğer menkul kıymetler
  • Murisin alacakları ve borçları 
  • Murisin üzerindeki telif hakları, patentler, ticari markalar, tescilli tasarımlar gibi fikri mülkiyet hakları gibi haklardır. Sayılanlar yalnızca örnek niteliğindedir.

Sayılan malların tespiti için ise terekenin tespiti davası adı altında hukuki süreç başlatılmalıdır.

Terekenin Tespiti Nedir?

Terekenin tespiti ile yasal mirasçılara kalan miras ilgili makamlarca yani mahkemelerce tespit edilir. Her şartta mirasçıların, miras bırakanın yani mirasın tüm hak ve borçlarını bilmesi beklenmemektedir. Bu durumlarda mirasçılar, miras bırakanın tüm hak ve borçlarının yani terekenin tespit edilebilmesi için dava yoluna başvurarak, mahkeme tarafından gerekli bilgi ve belgelerin toplanmasıyla ile terekenin tespitini sağlamaktadırlar. Mirasçıların, murisin yani miras bırakanın terekesinin tespit edilmesi için açmış oldukları davaya terekenin tespiti davası denilmektedir.

Tarafların isteği ile mahkeme tarafından, tarafların beyanları ve sunmuş oldukları deliller doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlara (örneğin Tapu Müdürlüğü, Gelir İdaresi Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye Bankalar Birliği gibi) müzekkereler yazılarak miras bırakanın yani murisin ölüm tarihi itibariyle sahip olduğu hak ve borçları ile ilgili bilgi ve belgeler toplanır. Müzekkere, yargılama makamının yani mahkemelerin, bir kararın yerine getirilmesi konusunda belli bir makama yazdığı yazılardır. Mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde keşif işlemleri yapılır. Sonuç olarak mahkeme, ilgili kurum ve kuruluşlardan gelen müzekkere cevaplarına göre, keşif sonucunda elde ettiği bilgi ve belgelere dayanarak miras bırakanın terekesinin tespitini gerçekleştirir.

Tereke Tespit Davası Ne Demek?

Terekenin tespiti davası, bir kişinin vefat etmesi durumunda geride kalan malvarlığının doğru ve eksiksiz şekilde tespit edilmesi amacıyla mirasçılar tarafından başlatılmış olan bir hukuki süreçtir.

Terekenin tespiti davası, genel olarak mirasçılar arasında miras paylaşımı açısından bir anlaşmazlık olduğunda ya da miras bırakan kişinin yani murisin mal varlığıyla ilgili kesin bir bilginin olmadığı durumlarda açılmaktadır. 

Terekenin tespiti davasında, öncelikli olarak miras bırakanın aktif malvarlığı mahkeme tarafından detaylı bir şekilde tespit edilmektedir. Bu, miras bırakanın sahip olduğu taşınır ve taşınmaz malların, banka hesaplarının, yatırımlarının ve diğer mülkiyet haklarının değerinin ayrıntılı bir biçimde saptanması anlamına gelir. Daha sonra, pasif değerler olan borçlar, cenaze masrafları gibi giderler, miras bırakanın aktif malvarlığından düşülerek net tereke miktarı hesaplanır.

Terekenin belirlenmesinden sonra, miras davasının açıldığı tarihte geçerli olan fiyatlar dikkate alınarak terekenin parasal değeri hesaplanır. Bu değerlendirme, miras bırakanın malvarlığının değerinin miras davasının açıldığı tarihteki piyasa koşullarına göre belirlenmesini sağlamaktadır.

Terekenin tespiti davasında önemli olan husus şudur ki bu dava sadece bir tespit davasıdır. Sadece murisin malvarlığı tespit edilmektedir. Yargılama sonucunda terekenin nasıl paylaşılacağına ilişkin bir hüküm verilmesi mümkün değildir. Terekenin tespiti davası, miras bırakanın malvarlığının doğru bir şekilde belirlenmesi ve mirasçıların haklarının korunması amacıyla açılmaktadır. Mirasın paylaşım aşaması ise ayrı bir süreçtir ve mirasçılar arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için farklı yollar izlenebilir, örneğin mirasın paylaşımına ilişkin ayrı bir anlaşma yapılabilir ya da ilgili kanunlara göre paylaşım yapılabilir.

Terekeye Hangi Mallar Girer?

Tereke bir kişinin vefatından sonra geride kalan aktif ve pasifiyle tüm malvarlığını ifade etmektedir. Genel olarak terekenin içine; tanımaz mallar, taşınır mallar, banka hesapları, menkul kıymetler, borçlar ve alacaklar, fikri mülkiyet hakları gibi mallar ya da haklar dahil edilmektedir.

Terekeye dahil edilen malları açıklamak gerekirse;

  • Taşınmaz mallar, murisin üzerinde kayıtlı olan gayrimenkuller, arsalar, evler, daireler, işyerleri gibi taşınmaz mallardır
  • Taşınır mallar, murisin üzerinde ve sahip olduğu eşyalardır. Taşınır mallar arasında otomobiller, nakit para, mücevherat, mobilyalar, elektronik cihazlar, sanat eserleri, antikalar gibi her türlü kişisel ve değerli eşya bulunabilir.
  • Banka hesapları, murisin adına kayıtlı olan banka hesapları, mevduat hesapları, yatırım hesapları ve diğer finansal varlıklardır.
  • Menkul kıymetler, murisin elinde bulunan hisse senetleri, tahviller, bonolar ve diğer menkul kıymetlerdir.
  • Murisin alacakları ve borçları tereke içerisinde değerlendirilmektedir. Örneğin, alacağı olan bir murisin borcu, alacak olarak tereke dahil edilir ve mirasçılarına geçer.
  • Murisin üzerinde bulunan telif hakları, patentler, ticari markalar, tescilli tasarımlar gibi fikri mülkiyet hakları da terekeye girmektedir.

Pasif miras malvarlığı ise murisin borçlarını içermektedir. Bunlara;

  • Murisin üzerinde kalan borçları,
  • Murisin cenaze giderleri,
  • Belirlenen terekenin mühür ve yazım giderleri,
  • Muris ile yaşayan ve baktığı kişilerin üç aylık geçim giderleri,
  • Murisin çocuklarına yapması gereken ödemeler,
  • Murisin sağ kalan eşinin değer artış payı ve katılma alacağı,
  • Vasiyetnamenin açılmasının getirdiği giderler,
  • Murisin vasiyetini yerine getiren görevlinin ücreti,
  • Resmi defter tutma giderleri,
  • Belirlenen terekenin yöneticisinin ücreti gibi giderler örnek verilebilir.

Miras Kalan Malvarlığı Nasıl Tespit Edilir?

Murisin miras bıraktığı malvarlığını eksiksiz ve doğru bir şekilde tespit edebilmek için mirasçılar tarafından başvurulabilecek hukuki yol tereke tespit davası açmaktır.

Tereke tespit davasında, murisin vefatı anındaki net terekesi hesaplanır. Net terekenin hesaplanma yöntemi şu şekildedir; aktif terekeden yani murisin sahip olduğu haklardan, pasif terekenin yani murisin borçlarının indirilmesiyle bulunmaktadır. Murisin net terekeye dahil olan malvarlığı belirlenir ve murisin vefatı anındaki parasal karşılığı tespit edilir.

Mahkeme, murisin aktif ve pasif malvarlığını tespit ederken öncelikle mirasçıların beyanlarına ve ilgili bilgilere başvurur. Mirasçılar, bildikleri aktif ve pasif değerleri mahkeme önünde beyan eder. Ardından, mahkeme, mirasçıların beyanlarına bağlı kalmadan, gerekli gördüğü makamlara müzekkere yazarak miras bırakanın aktif ve pasif değerlerini tespit etmeye çalışır. Bu durumda, mahkeme, miras bırakanın alacaklılarını tespit etmeye çalışarak pasif malvarlığı değerlerini oluşturur. Pasif mal varlığının tespiti için iki adım izlenebilir.

Bunlar; borçların toplanması ve borçların sınıflandırılmasıdır. İlk adımda borçlar toplanır. Borçlar; banka kredileri, ipotekler, kredi kartı borçları, vergi borçları, hukuki yükümlülükler ve diğer finansal taahhütler gibi çeşitli kaynaklardan oluşabilir. Murisin borçlarına ilişkin belgeler ve bilgiler mirasçılar, finansal kurumlar ve diğer ilgili taraflar aracılığıyla elde edilebilir. İkinci adımda ise borçlar öncelikli ve ikincil olmak üzere sınıflandırılır. Öncelikli borçlar, miras bırakanın vefatından önceki zamanda oluşan borçlar arasında öncelikli olanlar olarak kabul edilir. İkincil borçlar ise diğer borçlar olarak kabul edilir ve öncelikli borçlar ödendikten sonra ödenir.

Murisin aktif malvarlığının belirlenmesinde ise iki aşama izlenmektedir bunlar bilgi toplama ile değerlendirme ve değer biçme aşamalarıdır. İlk adımda, miras bırakanın mal varlığı hakkında bilgi toplanır. Bu kapsamda, tapu kayıtları, araç ruhsatları, banka hesap özetleri, hisse senedi ya da tahvil sertifikaları, borçlanma belgeleri, sigorta poliçeleri, vasiyetnameler, alacak senetleri, vergi beyannameleri ve diğer finansal belgeler toplanır.

İkinci aşamada ise murisin terekesindeki tüm mal varlıklarının değerleri mahkemece tespit edilir. Bu değerlendirmede, gayrimenkuller için emlak değerlemesi, araçlar için ikinci el piyasa değeri, finansal varlıklar için güncel piyasa değerleri gibi değerlendirme yöntemleri kullanılabilir. Mahkemece uygun görülmesi ve talep edilmesi halinde konunun uzmanı bilirkişiler vasıtasıyla değerleme raporları hazırlanır.

Terekenin Tespiti Davasını Kimler Açabilir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 114 uyarınca dava şartları arasında yer alan hukuki yarar, davacının dava sonucunda menfaat elde etme olanağı bulunmasını gerektirir. Bu madde neticesinde terekenin tespiti davası bakımından hukuki yararı bulunan kişiler yasal ve atanmış mirasçılardır. Herhangi bir mirasçı ya da tüm mirasçılar terekenin tespiti davasını açabilir. Yani her bir mirasçı tek başına terekenin tespiti davasını açmaya yetkilidir.  Terekenin tespiti davası, tüm mirasçılar adına tereke temsilcisi tarafından da açılabilir. Açılan bu dava sonucunda, miras bırakanın vefat anındaki aktif ve pasif malvarlığı değerleri belirlenerek tereke resmi bir şekilde kaydedilir. Ancak terekenin tespiti davası, mirasın, mirasçılar arasında dağıtımı hususunda bir hüküm içermez. Açılan bu dava sonucunda sadece murisin terekesi, bir diğer deyişle mirası tespit edilmektedir.

Tereke tespitinin yapılabilmesi için miras hakkı olan kişilerden herhangi birinin dava açması yeterlidir. Açılan bu davanın sonucunda tereke tüm mirasçılar için geçerli olacak şekilde tespit edilmektedir. Bununla birlikte, diğer miras davalarının yargılamaları devam ettiği sırada da terekenin tespiti davası mirasçılar tarafından talep edilebilir.

Vasiyet lehtarı ya da alacaklılar terekenin tespiti davasını açamaz. Ayrıca terekenin tespiti davası husumet içermez yani çekişmesiz bir yargı işidir. Dolayısıyla bu davada, davalı sıfatına haiz bir kişi bulunmaz.

Terekenin Tespiti Davasında Neler Talep Edilir?

Terekenin tespiti davası, mahkemenin tarafların talepleriyle bağlılığının geçerli olduğu bir dava türüdür. Yani hakim, terekenin tespiti davasında davacının talebi ile bağlıdır. Dolayısıyla hakim, davacının talep ettiğinden fazlası için hüküm kuramaz. Bu sebeple terekenin tespiti davasının dilekçesi mirasçının haklarını korumaya yönelik talepleri bütün ve detaylı olarak içermelidir.

Terekenin tespiti davası ile talep edilebilecek haklara örnekler vermek gerekirse;

  • Açtığı bu dava ile davacı, ilgili yerlere mahkeme tarafından müzekkere yazılmasını talep ederek murisin ölümünden geriye dönük olarak kayıtların tespitini isteyebilir.
  • Tereke tespit davası açan her mirasçı, diğer mirasçıların aleyhine olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı talep edebilir. İhtiyati tedbir kararını mahkeme re’sen de uygulayabilir.
  • Davacı, terekenin tespiti talebinin yanı sıra terekeye temsilci atanması ya da mirasın taksimi yani paylaştırılması için taleplerde de bulunabilir.
  • Murisin malvarlığının doğru ve kesin tespitinin yapılmasında davacının talepleri önem arz eder. Davacı tarafından özellikle pasif taşınmaz sorgusu da talep edilmelidir. Aksi halde, murisin elinden çıkarmış olduğu gayrimenkuller mahkemece alınacak tespit kararında yer almaz. Ancak davada muris muvazaası şüphesi varsa tereke tespiti dava dilekçesi bu talebi de içermelidir.

Malvarlığı değerleri özellikleri gereği terekeye eklenmesi mümkün olmayan bazı haklar da mevcuttur. Bunlara örnekler vermek gerekirse;

  • Kişilik hakları
  • Aile hukukundan kaynaklı haklar
  • Sözleşme varsa tarafların kişiliklerinin önemli olduğu sözleşmeler. Örneğin; vekalet, hizmet, eser sözleşmeleri gibi.
  • İrtifak haklarından üst hakkı ve kaynak hakkı hariç, kişisel irtifak hakları. Örneğin, intifa hakkı, sükna (oturma) hakkı gibi
  • Murisin kıdem tazminatı
  • Murisin ölüm tazminatı
  • Murisin emeklilik ikramiyesi

Terekenin Tespiti Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Terekenin tespitine ilişkin açılan davalarda görevli olan mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Miras bırakan kişinin yani murisin son yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkeme ise yetkili mahkemedir. Terekenin tespiti davasında görevli olan mahkeme ise tereke tespit davası çekişmesiz yargı işlerinden olduğu için Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 383 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Terekenin tespiti davası açılabilmesi için kanunlarımızda herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bu bakımdan davanın açılmasında hukuki yararın devam ediyor olması şartıyla terekenin tespiti davası ilgili kişiler yani mirasçılar tarafından her zaman açılabilir.

Terekenin tespiti davasının ne kadar sürebileceğini kesin olarak söylemek mümkün değildir. Terekenin tespiti davasının süreci, mahkemenin iş yoğunluğu, duruşma günü, yargılama aşamasında adli tatile girilmesi, delillerin toplanması, tarafların mazeretli olup olması gibi tüm hususlar davanın ne kadar zamanda sona ereceğini de etkilemektedir. Tereke tespit davaları genellikle 1-2 celsede sonuçlanmaktadır. Mahkemenin yoğunluğunun yanı sıra bazı durumlar davanın uzamasına neden olmaktadır. Örneğin, temelsiz ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde açılmış olan davalar da terekeye dair yürütülen tüm işlemler davanın gereksiz bir şekilde uzamasına neden olmaktadır. Bu nedenle açılan davanın sağlam hukuki dayanaklarının olması, dava süresini önemli ölçüde kısaltmaktadır.

Terekenin Tespiti Davası Harç Ne Kadar?

Terekenin tespiti davası maktu harca tabi olan dava türlerindendir. Maktu harç, belirli bir hizmet ya da işlem için sabit bir miktar olarak tahsil edilen vergi ya da ücret anlamına gelmektedir. Bu tür bir harç, işlem ya da hizmetin gerçek maliyetiyle doğrudan ilişkili olmayan, sabit bir tutar olarak belirlenen bir ödemedir. Dolasıyla dava açılırken ödenecek olan tutar davanın değerine göre değişmez. 

Terekenin tespiti davasında mahkeme masrafları ve avukatlık ücreti ise genellikle dava sürecinde ortaya çıkan harcamaları kapsar. Mahkeme masrafları, davaya ilişkin resmi işlemler, delil sunumu, bilirkişi incelemesi, tebligat gibi süreçlerin gerektirdiği harcamaları içerir. Avukatlık ücreti ise mirasçıların davayı takip etmek için vekalet verdikleri avukata ödemek zorunda oldukları ücrettir.

Mahkeme masrafları ve avukatlık ücreti davaya ve avukatın taleplerine göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu ücretler genellikle dava sürecinin karmaşıklığına, süresine, avukatın deneyimine ve harcadığı zamana ya da emeğe ve barolar tarafından belirlenen tarifelere bağlı olarak belirlenir. Masrafları davacı yani davayı açan mirasçı tarafından ödenir. Lakin davanın neticelenmesinden sonra yapılan masraflar, terekenin tespiti davasını açan mirasçıya yani davacıya öncelikli olarak ödenir. 

Dolayısıyla, terekenin tespiti davasında mahkeme masrafları ve avukatlık ücreti, davaya ve ilgili faktörlere göre değişkenlik gösteren maliyetleri ifade eder. Mirasçılar, bu masrafları ve ücretleri vekalet verdikleri avukatlarıyla görüşerek belirlemeli ve bu konuda anlaşmaya varmalıdır.

İlginizi Çekebilir; İzmir Miras Avukatı

Tereke Tespitinden Sonra Ne Yapılır?

Tereke tespit davasının açılmasından sonra mirasçıların öncelikle bir veraset ilamı almaları gerekmektedir. Akabinde ise mirasçılar arasında bir anlaşma mevcut ise mirasın paylaştırılmasının anlaşma yolu ile yapılması mümkündür. Eğer ki mirasçılar arasında paylaşım esasında bir anlaşmazlık çıkması durumu söz konusu olur ise, mirasçıların ortaklığın giderilmesi davası açması gerekecektir.

Ortaklığın giderilmesi davası, taşınır ya da taşınmaz malların, paylı ya da elbirliği mülkiyetine tabi olduğu durumlarda, ortaklar ya da paydaşlar arasındaki birlikte mülkiyet ilişkisinin sona erdirilmesini konularında izlenen hukuki bir süreçtir. İzale-i şüyu davası olarak da bilinen ortaklığın giderilmesi davası, ortak mülkiye konu malın paylı ya da elbirliği mülkiyetine tabi olup olmamasına bakılmaksızın, paydaşlardan yani ortaklardan her biri malın paylaşılmasını talep edilebilir.

Ortaklığın giderilmesi davasında tarafların talebi halinde öncelikle, ortak mülkiyete konu olan malın, ortaklar arasında pay oranlarına göre bölünmesi yani aynen taksim yöntemiyle ortaklığın sona erdirilmesi seçeneği değerlendirilmektedir. Ancak, hem ortak mülkiyet konusu malın niteliği hem de paydaşların durumu gibi birtakım faktörler, ortak malın doğrudan bölünmesini engelliyorsa malın satış sonrası paylaştırılması yapılır. Ortaklığın giderilmesi davası için ilgili kanunlarda bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş olup dava her zaman açılabilmektedir.

Yorum yapın